• DOLAR
    $1.971,0400
    ( ₺0,51 )
  • EURO
    $0,6696
    %-0,13
  • ALTIN
    $34.563,7700
    %0,10
  • BIST
    91,7812
    ( -₺0,02 )
Kadın Yaparsa Olur!

Kadın Yaparsa Olur!

“Kadına Şiddete Karşı Tek Ses Bir Nefes” projesi kapsamında çektiği kısa film ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sosyal medya üzerinde büyük ilgi gören Yönetmen Defne Çoban ile bu hafta bir araya geldik. Kadın isterse yapar değil, “Kadın yaparsa olur” felsefesi ile yola çıkan örnek alınması gereken kişiler arasında yer alan Yönetmen Defne Çoban, gençlere tavsiyelerini Röportajımızda sıraladı.

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
– Ben Defne Çoban 26 yaşındayım. Arapgir/Malatya doğumluyum. 9 yıldır tiyatro sektöründeyim. Şu anda Turgut Özal Üniversitesi Sahne Sanatları Oyunculuk Anasanat Dalı bölümü 1. sınıf öğrencisiyim.
Tiyatro ve sinema kelimeleri sizin için ne ifade ediyor?
Tiyatro benim için büyük bi tutku, bu 16 yaşımdan beri böyle. Tiyatroya gerçekten gönüllü olmayan insan bu mesleği icra ederken çok zorlanır. Tamamen aşk işi. Tiyatro sinemaya göre çok daha zor bir alan. Sinemanın tekrarı var fakat tiyatro anı yaşamak. O an yaptığın hata bütün bir oyuna, aylarca verilen emeğe mâl oluyor. Tekrar tekrar söylüyorum Tiyatro aşk işi .
Sektörde kadın olmanın zorluğu sizce var mı? Kadın Yönetmen sizce büyük işler başarabilir mi?
Kadın olmak hayatın her alanında zor ben bunu tek bir sektöre sıkıştırmak istemiyorum. İlk yönetmenliğimi 8 Mart 2020 tarihinde Necati Cumalı’nın Nalınlar oyunu ile yapmıştım. Gözbebeğim olarak adlandırdığım oyundur. Bu oyunu sahnelerken özellikle Dünya Kadınlar Gününü seçmiştim. Sırf kadınların gücünü gösterebilmek adına. Bu yıl 8 Mart 2021’de de Kadına Şiddete Karşı Tek Ses Bir Nefes projem sosyal medya üzerinden yaptığım paylaşımla çok fazla ilgi gördü. Tek bir kadının sesi ve nefesi olabildiysem ne mutlu bana.
Eserleriniz arasında sizin için en önemli olan hangisi?
1 Aralık 2019 tarihinde Pervin Ünalp’in kaleme almış olduğu Geç Kalanlar adlı dram oyun benim için bambaşka bir yere sahiptir. Realist olmak gerekirse benim çıkış oyunum diye adlandırırım. Zamanın geri alınamayışı ile belki ilk kez o gece bu kadar acı biçimde yüzleşen bir çiftin hikâyesini, pişmanlıkları, yaşayamadıkları, söyleyemedikleri üzerinden anlatan oyun, izleyiciyi geç kalmış bir yüzleşmeyle karşı karşıya getiriyor. “Anlat… Anlatmak kabullenmektir.” Yaşadığımız her günü güzel bir güne dönüştürmek varken, güzel bir günün bize çıkıp gelmesi için öylece oturup bekleriz. Çoğu zaman yaşamak yerine erteleriz. Tüketmenin bencilliğini, paylaşmanın samimiyetine yeğleriz. Oysa ihtiyacımız olan tek şey, biraz farkındalıktır. Oyunun ilk okuma provasında son sayfayı kapatırken hüngür hüngür ağlamıştım. O kadar karakteri benimsedim ki oyun gününe kadar her provada aynı şekilde ağladım. Eminim ki oyundan çıktıktan sonra herkes bir telefonla sevdiğinin sesini duydu. Anladım ki sevdiğimiz insana sevdiğimizi, verdiğimiz değeri hissettirmeliyiz.. Kimse kimseye geç kalmasın .. Zamanın kıymetini bilelim.
Tiyatro ve Sinema ile tanışmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz nedir?
Öncelikle çok kolay bir yol yürümeyeceklerinin farkında olsunlar. Her zaman yeteneklerininim yanı sıra bol bol çalışacaklarının bilincinde olsunlar. Bol bol okumalılar hiçbir zaman evet “ben oldum” dememesi gerektiğini bilinciyle hareket etsinler. Çünkü biz oyuncuyuz ve halkın sesiyiz her zaman gelişime açık olmalıyız. Yürüyecekleri yolu çiçeklendirmek kendi ellerinde.
>> Ebubekir Atilla’nın Röportajı

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?